top of page

Sürekli kitap okuyan, sürekli düşünen, sürekli fikir yürüten, dinleyen, soran, araştıran, gören insanla, bunların hiçbirini yapma zahmetine girmeden sadece bunları yapanları taklit ederek yaşayan insanlar belli bir proje dolayısıyla bir araya getirilse ve biri onlara eşit olduklarını söylerse, bu nasıl bir adaletsizlik olur, o taklit eden kişi o eşitliği bırakır mı? Diğer kişi demoralize olmaz mı? Pozisyonları belirleyen kişinin insan sarrafı olması gerekmez mi? Ya da doğru vasıflara göre bu kararları verdiğinden nasıl emin olunur? Oldukça sığ vizyonuyla, amacıyla, bildiği herşeyi ezberleyerek öğrenmiş, hiç kafa yorarak anlamamış biri ona verilen bu üstünlüğü bırakmak gibi erdemli denebilecek bir davranışta bulunur mu? Ama her gün o insanlar bu fırsatı bir şekilde yakalıyorlar... Ve o hayatını gerçekten, gerçek niyet ve amaçlarla gelişime, doğruya adamış ve bunu yapabilme yetisini çalışa çalışa veya doğal yollarla edinmiş kişiye nasıl gereksiz ve boşa bir enerji kaybı, sinir testiyle karşılaştırmış oluyor hayat....

Son Yazılar

Hepsini Gör

diyanet mi kıyamet mi?

Dini yaymak peygamberlere atfedilmiş bir görev değil miydi? Siyasetçilerle peygamberler görev değişikliği mi yaptı? Devleti yönetmesi için diyanete mi başvuralım?

görünenler ve yaşananlar

Barış, sevgi, dostluk, çevre duyarlılığı sayesinde başlayan insancıl bir eylemin, aşırı tutkulu, fanatik taraftar zihniyetinde, kişisel hayatlarında duydukları tüm siniri nefreti kusmak için yer araya

akılda tutulası

Çalışma hayatında başarılı projelerde yer almış, başarılı işler ortaya koymuş insanların neden güçlü zannedildiğini anlamaya başladım. Gücü tehlikeyle eş değer gören, başarıyı da güçle eş değer gören

Comments


bottom of page