top of page

İnsanların güvende hissetmek için kontrol edebilme yetisine sahip olmak istemelerine psikolojik açıdan nasıl yaklaşılıyor bilmiyorum ama sanırım bu güvensizliğe dayanıyor. Sanatçılar kontrol edilmeden iş üretebilmeliler. Medeni, duyarlı, düzgün yorumlar yapılabilmeli üretilen işler hakkında. Ama ne yapılmak istendiğini düşünüyorum biliyor musunuz? STK lar herşeyi süzgeçten geçirebilecek yeni yazılı olmayan 'etik' anlayışlar geliştirerek, büyük patronlar her yere kameralar yerleştirerek ve muhteşem algoritmalarla insan davranışları hakkında istatistikler edinerek, devlet adamları bombalar yerleştirerek sahip olabildikleri kadar insanlar üzerinde kontrol sağlamaya çalışıyorlar. Bilmedikleri en ufak bir şeyi tehdit algılıyor ve korkuya kapılıyorlar. Hemen önlem alınması gerektiğine dair bir refleks geliştirilmiş durumda insanlık tarafından. Kökünden çözüm kimsede yok denecek kadar az, ya da bunun düşünebilenlerin sesleri bastırılıyor, duyulmuyor.


Her birey özgür olabilmeli, en azından özgür hissedebildiği anlar çokça olmalı. Her an sınırlamalar, baskılara dayalı algı geliştirilmesi hoş değil. Buna başka yöntem gerekli. Bu güç mücadelesini bırakıp gerçek olabilecek ütopyalar, vizyonlar ele alınsa bana kalırsa daha iyi olur...

Eleştirmek ile yargılamak arasında ince bir çizgi olsa içim yanmayacak. Aralarındaki farkı algılamak için entelektüel olmaya da gerek yok. Bir kanıya varmak içinse derin düşünebilmek gerekiyor, gözüne ilk bakışta görünen bir iki varsayım üzerinden kanılar yargılar... biraz yavan be....

Dini yaymak peygamberlere atfedilmiş bir görev değil miydi? Siyasetçilerle peygamberler görev değişikliği mi yaptı? Devleti yönetmesi için diyanete mi başvuralım?

bottom of page