top of page

Hayal gücü geniş olan çoğu insan düşünmüştür bunu, ya da görmüştür resmedildiğini. Balıkların uçtuğunu kuşların yüzdüğünü... Hayal etmesi en zevkli şeylerden biridir. İk aklıma geldiğinde bir balığı uçarken resmetmek, henüz bir örneğini görmemiştim ve fikre aşık olmuştum, sanırım sene 2011'di, özgürdüm, kendi işimi yapıyordum... Hala da bayılırım bunu düşünmeye... O yüzden ufuk çizgisine bu kadar takıldım sanırım. Bir çizgiyle ayrılan gök ve yer bütün yetileri etkiliyor. Kanat yerine solungaç sahibi olmak gerekiyor... İnsanlık hem yerde hem gökte hemde denizde özgürce yaşayabiliyor olsaydı, (yüzen, uçan, yürüyen) daha çok keyif alıp daha az hırslı olur muydu aceba?

Kendini güvende hissetmek kadar hayat kalitesini etkileyen çok az şey var. Tabii açlık, tokluk, sağlık koşullarını bir kenara bırakıyorum. Kendini güvende hissetmeyen insan zor konuşur, konuştukları oraya buraya çekilsin istemez... Hele de hassas biriyse bazen sesi zor çıkar, içi sıkılır etraftaki kem gözlerden. Ne işim var burda der içinden ama orda olmak zorundadır. Hayat koşulları... Geçecek bu da geçecek der. Etrafındakilerin asla anlaşamayacağı insanlar olduğunun farkındadır. Her hareketleri, nerdeyse her sözleri sahtedir, sahteliğe o kadar alışmışlardır ki artık oynadıklarının kendileri bile farkında değildir. Bu aralarındaki kişinin, adapte olamamış olduğunu düşünürler, zamanla alışır bize derler... Oysa zamanla alışılacak bir durum yoktur, en başından her hareketinin gözlemlendiğinin ve bir bit yeniği arandığının farkındadır. Ne eğlenebilir, ne düzgün sohbet edebilir, içine kapanır, kapanır, kapanır... Güven duymamıştır. Güven duymadığı halde bangır bangır konuşabilseydi hiç tutunamayacağının farkındadır.


Bir zamanlar çok huzursuz bir dünya vardı, eğitimsiz, aç ve kızgın insanlarla doluydu yeryüzü... Senelerce okumuş olanların da ne diploması soruluyor ne de ne okuduğuna bakılıyordu. Daha çok konuşup, bağırıp çağıranlar çok üst seviyede pozisyonlarda çalışıyor, aklı selim, sakin sessiz insanlar, sekreterlik, temizlik, hademelik gibi pozisyonlara uygun görülüyordu. Bu birden olmuştu; bu bir devrimdi. Kaba kuvvetle bütün iş yerlerinde, çok organize bi şekilde devirmişlerdi çalışkanları. Ne tecrübeniz, ne deneyiminiz, ne, ne bildiğiniz ne de ne düşündüğünüz... hiçbirinin önemi yoktu. Bilgi tehditti, iyi niyet tehditti, potansiyel tehditti. Sadece kullanılabilir olup olmadığınızın önemi vardı; mühim olan ezebilmekti. Karşısındakini daha çok ezebilenler yükseldikçe yükseliyordu. Kibirli insanlar kendilerine en yüksek değeri biçip, kendilerini herkesin üstünde görüyorlardı. Yaltaklananlar söz sahibiydi, kendi fikri olanlar ise fikrinin asla duyulamayacağı bir köşede, fikrinin hiç ortaya çıkamayacağı bir şekilde hayatına devam etmek zorundaydı. Çok yazıktı doğrusu... Bundan kurtuluş da yoktu.

1
2
bottom of page